Sayın Dışişleri Bakanımızın basın toplantısı (Antalya Diplomasi Forumu 2022)

Kotonu Büyükelçiliği 13.03.2022

DIŞİŞLERİ BAKANI SAYIN MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU’NUN

ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU’NUN KAPANIŞINDA

YAPTIĞI BASIN TOPLANTISI

13.03.2022

----- / -----

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok değerli basın mensupları hoş geldiniz. Antalya Diplomasi Forumu’nun ikinci toplantısının bugün soruna geldik.

Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde ve özellikle Antalya Diplomasi Forumu bu sene de çok başarılı geçti, bunu da söylemek isterim. Ve Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde bu foruma katılan tüm katılımcılara da huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.

Davetimize icabet eden tüm misafirlerimize bir kere daha çok teşekkür ediyorum.

Antalya Diplomasi Forumundan hemen önce sizlerin de yakından takip ettiği gibi 10 Mart’ta tarihi bir görüşmeye ev sahipliği yaptık. Ukrayna’daki savaşın başlamasından bu yana Ukrayna ve Rusya Dışişleri Bakanlarını ilk kez ülkemizde bir araya getirdik. Bütün dünyanın gözü kulağı Antalya’daydı. Her iki tarafın da bu toplantıya bizim de özellikle katılmamızı istemesi ülkemize duyulan güvenin bir göstergesidir. Biz en başından beri ilkeli ve diplomasiyi önceleyen bir tutum sergiledik. Bu yöndeki samimi gayretlerimizi de sürdüreceğiz.

Cuma günü yani 11 Mart’ta Antalya Diplomasi Forumu’nun açılışını hep birlikte gerçekleştirdik. Son 3 günde birçok güncel konuda serbest bir ortamda samimi görüş alışverişinde bulunduk. Farklı bakış açılarını dinledik, yeni fikirler üzerinde çalıştık. ADF artık uluslararası düzeyde tanınan ve bilinen bir etkinlik haline geldi. Bu ADF’yi geniş bir katılımla gerçekleştirdik. 3 binden fazla kişiyi Antalya’da ağırladık. 17 Devlet ve Hükümet Başkanı, 80 Bakan, 39 uluslararası teşkilat temsilcisi Antalya Diplomasi Forumumuza katıldı. 75 ülkeden katılımcıyla bir araya getirdik. Yani dünyadaki devletlerin 3’te 1’inden fazlası, yaklaşık yüzde 40’ı en üst düzeylerde burada temsil edildi. Fakat gerek diplomatlar, gerekse uluslararası örgütlerin temsilcilerinin de ülkesine baktığımız zaman dünyadaki ülkelerin 3’te 2’sinden fazlası Antalya Diplomasi Forumu için buradaydı.

Antalya Diplomasi Forumu’na artan bu ilgi Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürüttüğünüz Girişimci ve İnsani Dış Politikamızın bir yansımasıdır. Forum vesilesiyle Sayın Cumhurbaşkanımız 11, ben ise 67 görüşme gerçekleştirdik. Konuklarımız da birbirleriyle çok sayıda temasta bulundu. Görüştüğüm her muhatabım burada hayatında hiç görmediği muhataplarıyla veya çok zor görüşebileceği ülkelerin temsilcileriyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti de söyledi.





Böylece 4 gün boyunca diplomasinin nabzı Antalya’da atmış oldu.

Bu yıl Antalya Diplomasi Forumu’nu içerik bakımından da çok zenginleştirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın açılış konuşmalarında işaret ettiği, dünyadaki adaletsizlikleri ortadan kaldırmak için diplomasiyi nasıl daha iyi kullanabiliriz sorusuna odaklandık. Diplomasinin içinden geçtiği dönüşümü çok boyutlu bir şekilde ele almayı hedefledik. Bu anlayışla Antalya Diplomasi Forumu’nun temasını diplomasiyi yeniden kurgulamak olarak belirledik. 3 gün boyunca 3 liderler oturumu, 27 panel, 4 söyleşi, 3 yuvarlak masa toplantısı, 3 yan etkinlik düzenledik. Ayrıca konuşmacı noktamız var dışarıda görmüşünüzdür. Burada özellikle panellerde söz alamayan gençlerimize şans vermek istedik. Biz de bu gençlerimizin vizyonundan faydalanmak istedik, yani diplomasiyi yeniden kurgulamayı konuşuyoruz. Diplomasiyi nasıl yeniden kurgulayacağımız konusunda gençlerimiz burada konuşmacı noktasına gelerek düşüncelerini paylaştılar ve tam 64 tane konuşmacı gencimiz konuşmacı noktamızda hitap ettiler, kendilerine de çok teşekkür ediyorum katkılarından dolayı.

Her coğrafyadan değerli katılımcıların vizyonlarından da istifade ettik. Siyasetçilerden uluslararası teşkilat temsilcilerine, düşünce insanlarından iş dünyasına kadar herkesi samimi bir şekilde dinledik. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da forumda gençlerimizin sesine sadece konuşmacı noktasında değil, panellerde de kulak verdik. Ülkemizin her köşesindeki 97 üniversiteden 400 öğrencimiz Antalya Diplomasi Forumu’na katıldı. Geçen sene foruma katılan birçok öğrencimizden de bu sene özellikle mihmandar ve forumun yönetiminde görevlendirerek onlardan da bu şekilde faydalandık, gençlerimize çok teşekkür ediyoruz, özellikle yabancı misafirlerimiz de çok yakından ilgilendiler ve yabancı misafirler gençlerimizle ilgili övgü dolu sözler işitince onlarla bir kere daha gurur duyduk.

Yarısından çoğu tabi öğrencilerimizin kız öğrencilerimizdi. Maşallah kız öğrencilerimizin de ilgisi çok, çok da güzel de sorular sordular tüm gençlerimiz. ADF Gençlik temasıyla da 2 etkinlik düzenledik. Dün akşam biliyorsunuz sinema sanatçılarımızla, dizi oyuncularımızla gençlerimizi bir araya getirdik, bu sabahta Voleybol Milli Takımımız yani Filenin Sultanlarının kaptanı Eda Kaptanla Federasyon Başkanını ve Akif Bey’i ve de Gençlik ve Spor Bakanımızı gençlerle buluşturduk.

Gençlerimiz Antalya Diplomasi Forumu çatısı altında üst düzey yetkililer ve düşünce insanlarıyla da serbest bir ortamda iletişime geçebildi geçen sene olduğu gibi. Günümüzün liderleri ile geleceğin liderleri arasında adeta bir buluşma gerçekleşti diyebiliriz. Bu yılki diplomasi tünelinde de diplomasinin tarihi kökeni, modern diplomasi ve diplomasiyi yeniden kurgulamak başlıkları altında yaklaşık 400 görsele yer verdik. 2 dijital sergi düzenledik. Diplomasi artık geniş kesimlere hitap etmek ve çok taraflı paydaşların katkılarını gözetmek zorunda, bunu açılışta da söyledik. Ve biz bu aktörlerden birisinin de medya olduğunu düşünüyoruz. Bu sene Antalya Diplomasi Forumu’na 27 ülkeden yaklaşık 600 basın mensubu katıldı ve izledi. Özellikle de hepsine huzurlarınızda, sonra da edecektim, ama bir kere daha sizlere çok teşekkür ediyorum. Antalya Diplomasi Forumu’nun sadece ülkemizde değil, tüm dünyada görünür hale gelmesinde çok büyük emeğiniz, katkınız var.

Çok değerli arkadaşlar, Antalya Diplomasi Forumu formatıyla, davetlileriyle ve içeriğiyle uluslararası ilişkiler alanındaki tartışmalara yön veren önemli platformlar arasındaki yerini aldı, 2. senesinde yerini aldı. Forumumuzun uluslararası toplantılar takvimindeki yerini daha da pekiştireceğiz, yani herkes her sene 1 sene önceden katılacağını teyit eden ya da ne zaman olacak diye sorduğu bir forum haline getirme konusunda 2 yılda önemli bir mesafe kat ettik.

Diplomasiye her zamandan daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Antalya Diplomasi Forumu’nda ortaya konulan görüşler ve gerçekleştirilen temasların diplomasi ve diyaloğa katkıda bulunduğunu görüyor ve bundan da memnuniyet duyuyoruz. Forumun organizasyonunda 2500 kişiden fazla arkadaşımız görev aldı, yani tüm burada çalışan personelden tutun da, Ankara’dan bizim kendi arkadaşlarımız da. Uzun bir hazırlık süreci geçirdik, gerçekten samimiyetle söylüyorum Bakanlığımızda bizim koordinasyon merkezimiz var, yani daha doğrusu ADF koordinasyonu var ve buradan çok önemli Büyükelçilerimiz ve farklı dairelerden arkadaşlarımız görev yapıyorlar, onlar gece-gündüz çalıştılar.

Biz de önce haftada bir, hatta zaman yaklaşınca haftada 3-4 defa bir araya geldik, Bakan Yardımcılarımızla beraber gözden geçirdik. Cumhurbaşkanlığından Fahrettin Hoca, İbrahim Hoca da sık sık aramıza katıldı. Akademimiz aynı şekilde, Stratejik Araştırmalar Merkezimiz, Gülşen Hanım dahil, bu çalışmaya çok önemli katkılar sağlayan arkadaşlarımız var. Onlara ne kadar teşekkür etsek azdır.

Ben her konuşmamda fırsat buldukça dünyanın en kaliteli diplomatları ile çalışmanın onurunu ve gururunu yaşadığımı vurguluyorum. Geçen sene de yine bu Antalya Diplomasi Forumu’nun başarısından sonra vurgulamıştım, bugün gururla tekrar söylemek isterim ki ben dünyanın en iyi diplomatları ile çalışıyorum. Bunun da faydasını her alanda görüyorum. O nedenle çalışma arkadaşlarıma ne kadar teşekkür etsem azdır, gerçekten haklarını ödememiz de mümkün değil.

Tabi Antalya Diplomasi Forumu’na destek veren sponsorlarımız oldu, bunu da ekranda sürekli yansıttık. Bundan sonraki yıllarda da desteklerini bekliyoruz. Çünkü bu forumun sadece diplomasimize, dış politikamıza değil, tüm Türkiye’ye önemli faydası var ve özel sektörümüz de bizi sahiplendi. Zaten bazı panelleri de onlara teslim ettik, onlar yönettiler, onların davet ettikleri konuklar katıldı. O panellerin de çok faydalı olduğunu görüyoruz, çok sayıda Dışişleri Bakanı da o panellere yuvarlak masa toplantılarına dinleyici olarak katıldılar, önceden yerlerini ayırttılar.

Ayrıca değer verdiğimiz uluslararası kuruluşlarla yine o forumlarla, think tanklerle ortak paneller düzenledik. Birçoğu bize teklif etti, daha ilk toplantıdan sonra bize teklif etti. Bazıları ile bu sene yerimiz olmadığı için yapamadık, üniversiteler, think tankler, ta Meksika’dan Singapur’a kadar, Amerika’dan Avrupa’ya kadar ve Afrika’ya, Ortadoğu’ya kadar birçok ortağımız var. Yıl içinde de bu ortaklarımızla, yılda sadece büyük bir forum yapıyoruz oturum düzenliyoruz burada Antalya’da, ama biz yıl içinde çok sayda etkinlik düzenliyoruz.

Geçen sene mesela ilk forumdan önce on tane webinar şeklinde, video konferans şeklinde oturumlar düzenledik, bazılarını yine biraz önce bahsettiğim ortaklarımızla birlikte gerçekleştirdik. Bugünden gelecek foruma kadar, Antalya’ya kadar yine yıl içinde birçok etkinliği ortaklarımızla düzenlemeye devam edeceğiz.

Evet, tekrar basın mensuplarına bir kere daha teşekkür ediyorum, çok emeğiniz oldu, geçen sene de çok destek verdiniz, bugün de aynı şekilde. Gelecek sene inşallah yeniden burada buluşmak umuduyla diyorum. Katkılarınızdan ve katılımınızdan dolayı teşekkür ediyorum.

Şimdi sizin sorularınıza cevap vermeye çalışacağım. Teşekkür ederim.

SORU- Sayın Bakan, Didem Özer Tümer, Milliyet Gazetesi.

Sayın Bakan, dün öğleden sonradan beri Ukrayna’da bir camide bazı Türk vatandaşlarının mahsur kaldığı oraya sığındıkları caminin veya çok yakın çevresinin bombalandığı şeklinde haberler var. Öncelikle size bu konu ile ilgili gelen istihbari bilgiler nedir onu soruyorum? Bir de dün Dışişleri Bakanlığınız tarafından Sayın Lavrov’la bir görüşme yaptığınız duyuruldu, acaba bu görüşme özel olarak bu duruma ilişkin miydi? Bu konuda görüşünüz rica ediyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum. Sizlerin de yakından takip ettiği gibi savaş başlamadan önce, hatta Rusya’nın tanıma kararından önce 12 Şubat’ta vatandaşlarımız özellikle Ukrayna’nın doğusundan ayrılmaları konusunda bizzat arayarak ve telefonlarına mesaj atarak uyarmıştık. Dönen vatandaşlarımız 5000 civarında, ayrılan vatandaşımız oldu. Savaşın başladığı günden bu yana da yaklaşık 14500, yani tam rakam 14480 vatandaşımızı tahliye ettik. Bunlardan aşağı yukarı 4 binden fazlası kendi imkanlarıyla sınıra geldi, sınırda geçişlerini sağladık. Bizden hiç habersiz sınırı geçenler de oldu, bizim desteğimizle ve bizim bizzat tahliye ettiğimiz vatandaşları içeriyor bu verdiğim rakam. Dün akşam da yine 489 vatandaşımızı çatışmaların da olduğu bazı yerlerden, Herson dahil, aynı şekilde Harkiv dahil, buralardan vatandaşlarımızı tahliye ettik.

Yine Bakanlığımızda biliyorsunuz bu Kovid salgını başladıktan sonra Koordinasyon ve Destek Merkezi kurduk Bakan Yardımcımız Yavuz Bey’in Başkanlığında. Konsolosluk Genel Müdürlüğümüz, ama Bakanlıktan tüm diğer arkadaşlarımızdan da, gerek Sedat Bey’in, gerek Faruk Bey’in de altında çalışan arkadaşlarımızdan da ekiplerimizi oluşturduk. Pandemi zamanda 100 bin vatandaşımızı tahliye etmiştik, tüm dünyadan 165’e yakın ülkeden. Şimdi vatandaşlarımızı yaklaşık 14500 vatandaşımızı getirdik, ama çatışma bölgelerinde kalan vatandaşlarımız da var, bunlardan bir tanesi Mariupol.

Mariupol’da, özellikle o gün Lavrov ve Kuleba ile yaptığımız üçlü görüşmede de burada insani bir koridorun açılmasının özellikle gündemde tuttuk. Çünkü burada sadece bizim vatandaşlarımız değil, farklı ülkelerinde vatandaşları var. Sokak çatışmasına döndüğü için, savaş, sokakta çatışmalar devam ettiği için vatandaşları çıkarmak çok riskli oluyor. O yüzden bir insanı ateşkesin ve koridorun açılması gerekiyor. Bu konuyu sürekli her iki tarafla da görüşüyoruz. Maalesef ne tarafa açılacağına dair koridorların anlaşabilmiş değiller, o gün basın toplantısında da vurgulamıştır.

Burada başka bir problem daha var, şehrin alt yapısı tamamen gitmiş, yani cep telefonları çalışmıyor. Bazı uydu telefonları var, dün Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri de buradaydı, onunla da bir görüşme gerçekleştirdik. Uydu telefonuyla bile görüşmek çok zor. Evet oradaki camide bizim vatandaşlarımız var, biz onlarla telefon hatları kesildikten sonra yine sahadaki kontaklarımızla, uluslararası kuruluşların bu telsiz ve uydu telefonlarıyla da teması sağlıyoruz. Dün caminin bombalandığını dair bir haber çıktı, daha sonra caminin imamı bunu doğrulamadı. Camiye çok uzak olmayan, ama çok da yakın olmayan bir bombanın düştüğünü söyledi ya da füzenin. Fakat camide şu anda herhangi bir hasar yok. Ruslar özellikle burada kaç vatandaşımızın olduğunu da bize sormuşlardı, o bilgileri de Rusların girdiği diğer yerlerdeki bilgileri de Ruslarla da aynı zamanda paylaştık. Biz bir taraftan tabii ki Ukrayna’nın sınır ve toprak bütünlüğünü çok güçlü bir şekilde destekliyoruz, ama diğer taraftan insani amaçlı her iki tarafla da çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz.

Dün Sayın Lavrov’la özellikte o günkü toplantı için teşekkür ettikten sonra, hem Kuleba’yı da aramıştım bir gün önce, yoğunluktan ancak fırsat bulabildik. Dün aşağı yukarı 30 tane ikili görüşme gerçekleştirdim. Lavrov’a hem teşekkür ettim hem de o gün görüştüğümüz gibi bu Mariupol’da vatandaşlarımızın tahliyesi için destek istedik, çünkü çatışmalar devam ediyor. Biz birkaç gündür oraya otobüslerimizi gönderiyoruz, fakat şehir içinde çatışmalar devam ettiği için otobüsler giremiyor. Dün akşamüstü de bayağı çaba sarf etti arkadaşlarımız, biz de işte katıldık mümkün olmadı. Bugün vatandaşlarımızı oradan tahliye etmek için gerekli çalışmalarımızı devam ettirdik son bilgiler de zaten Yavuz Bey’de. Yavuz bir gelişme var mı bugünle ilgili?

BAKAN YARDIMCISI YAVUZ SELİM KIRAN- … (Mikrofonsuz Konuşma)

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet biz dünden beri zaten otobüslerimiz orada bekliyor. Tabi buradan sıkıntı cep telefonu kullanılamadığı için bir de çatışmalar devam ettiği için biz orada beklesek bile oradan nasıl vatandaşlarımızı getireceğiz, ama bugün bu konuda bir mesafe kat etmeyi düşünüyoruz. Bu tahliyeyi de yaptıktan sonra tek tük farklı şehirlerde kalmak isteyenler de vardı, halen vatandaşlarımızın tahmin ediyorum ki yüzde 90’ından fazlasını tahliye etmiş olacağız. Bazen bu rakamlar değişiyor çünkü önce dönmek istemeyenler, sonra tekrar bize dönmek istediklerini söylüyor, ama bizim görevimiz de vatandaşları sağ salim ülkemize getirmek.

Teşekkürler.

SORU- Merhaba, Azerbaycan İçtimai Televizyonu.

Sayın Bakanım, önce sizi böyle büyük ve önemli görüşmenin … tebrik ederim ve bu önemli platformlardan dünyaya verdiğiniz mesaja göre sulh ve anlaşmanın her zaman mümkün olabileceği mesajına göre özellikle tebrik ederim ve sorum da anlaşmayla ilgili.

Yaklaşık 2-3 gün önce Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Azerbaycan’la barış anlaşması müzakerelerine başlamak için uluslararası arabuluculara başvuracaklarını planın söylemişti, dile getirmişti ve Türkiye’nin Ermenistan’la normalleşme sürecinde olduğu bir dönemde bu misyonu gerçekleştirme şansını nasıl değerlendirirsiniz? Ve Ermenistan Dışişleri Bakanı’yla görüşmenizde bu tarz konular ele alındı mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum. Savaş bittikten sonra Azerbaycan’ın Karabağ zaferinden sonra işgal edilmiş topraklarını geri alınmasından sonra hem Azerbaycan hem de biz Türkiye olarak hep barışa, bölgenin istikrarına vurgu yaptık. Bu amaçla Azerbaycan Ermenistan’a kapsamlı bir barış antlaşması teklif etti, şimdi Ermenistan’ın buna cevap vermesi gerekiyor. Sonuçta Barış Antlaşması’ndan bahsediyoruz, yani çatışmadan bir ihtilaftan, bir arabuluculuktan bahsetmiyoruz. Elbette bölgenin istikrarı için herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Yine Sayın Aliyev’in 3+3 formatında Güney Kafkasya ülkeleri artı İran, Türkiye ve Rusya formatında bir toplantı teklifinde bulununca ilk desteği Cumhurbaşkanımız Erdoğan verdi ve ilk toplantı Moskova’da yapıldı biliyorsunuz. Sonuçta bizim kendi aramızda da üçlü, dörtlü formatta Güney Kafkasya’nın istikrarı için mekanizmalarımız var. Yarın ilişkiler normalleşirse, barış anlaşması da olursa neden Ermenistan’ı da buna dahil etmeyelim? Çünkü barıştan bahsediyoruz, istikrardan bahsediyoruz, ama bunun için Ermenistan’ın da aynı anlayış içinde olması gerekiyor.

Bana göre bir barış antlaşmasının müzakeresinde üçüncü bir tarafa ihtiyaç olmamalı, yani savaş oldu, işgaller oldu, bunlar bitti ki oturup biz ideali Ermenistan ve Azerbaycan’ın oturup birlikte müzakere etmesi. Üçüncü tarafları, bizleri ilgilendiren bir şey varsa biz zaten bunu destekleriz. Şimdi biz Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki atılacak her adımı destekliyoruz. Hayata geçirilmesi için anlaştıkları projelerin bir an önce gerçekleşmesi için de destek veriyoruz. Aynı şekilde bizim Ermenistan’la olan şu anda yürüttüğümüz sürece de Azerbaycan destek veriyor. Biz başından beri söyledik biz her konuda Azerbaycan ile istişare ederiz, Azerbaycan’la atacağımız adımları koordine ederiz, kimse bunu yadırgamasın. İki devletiz, ama bir milletiz bu son derece doğaldır. Bundan sonraki süreçte de böyle olacak, bir kere daha vurgulamak isterim.

Dün Ararat Mirzoyan’la da bir ikili görüşme gerçekleştirdim. Görüşmenin son derece verimli geçtiğini dün de basına söylemiştim. Bu görüşmede tabii ki ikili ilişkilerde özel temsilcilerimizin de gündeme getirdiği konularda ne yapabiliriz bunları değerlendirdik, ilişkilerimizin tam normalleşmesi için olması gerekenleri de konuştuk. Fakat özellikle Azerbaycan’ın teklif ettiği Barış Antlaşması teklifine Ermenistan’ın da olumlu cevap vermesini beklediğimizi, bunun herkes için yararlı olacağını, Ermenistan başta olmak üzere, söyledik. Ararat Mirzoyan da Azerbaycan’la barış anlaşması müzakerelerini başlatmak istediklerini söylediler, umarım bu bir an önce gerçekleşir, zaten müzakerelerin kendisi zaman alabilir, çünkü her tarafın da teklifleri olacak, önerileri olacak bunlar değerlendirecek, ama bir an önce başlamasında fayda var. Müzakerelere başlamak bile önemli bir adım olur, teşekkür ediyorum.

SORU- Ecem Toplar, Bengü Türk Televizyonu.

Efendim, foruma Taliban yönetiminden de önemli bir katılım vardı ve Taliban yönetimi burada uluslararası bir tanınma çağrısı yaptı. Muttaki ile yaptığımız görüşmede bu durum gündeme geldi mi? Ve Kabil Havalimanı dahil olmak üzere dört havalimanının da işletilmesine Türkiye talip. Türkiye ve Katar prensipte anlaşmıştı, müzakerelerde son aşamaya gelinmişti. Süreç neden bu kadar yavaş ilerledi ve Birleşik Arap Emirlikleri etkisinden söz edebilir miyiz bu kapsamda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz Antalya Diplomasi Forumu’nun kapsayıcı olmasını istiyoruz, herkesi davet ettik. Yani Yunanistan’ı, Rum Kesimini hiç ayırt etmeden herkesi davet ettik. Çünkü burası özgür bir ortam, herkesin sesi buradan duyulsun istiyoruz. Burası resmi bir toplantı değil, ama bugüne ve geleceğe yönelik önemli fikirlerin ortaya çıkması için herkesi dikkatlice dinlememiz gerekiyor.

Sonuç itibarıyla Afganistan paneli de vardı, Afganistan’dan bugünkü geçici yönetimini davet etmemiz de son derece doğaldır. Çünkü herkes Afganistan’la ilgili bir şey söylüyor, söylerken Afganistan’ın orada olmasında fayda var, bir de Afganistan’ı da dinlemek lazım. Şu andaki geçici yönetimi de dinlemek lazım. Bizim daha önce temaslarımız, görüşmelerimiz oldu. Bu temaslarımızda, görüşmelerimizde uluslararası tanınma için hangi adımları atmaları gerektiğini dostane bir şekilde kendilerine söyledik. Bazıları ön koşul olarak söylüyorum, biz bunun Afganistan ve Afganistan halkı için önemini vurgulayarak anlatıyoruz. Tanınma olmadan Afganistan’daki birçok sorun çözülmez. Çünkü herkes insani yardım yapıyor, ama insani yardım şu anda en acil ihtiyaç doğru, ama ülkenin özellikle gerek güvenliği, gerek istikrarı, ekonomisi için atılması gereken başka adımlar da var. O yüzden tanıma için Afganistan yönetiminin de kapsayıcılık dahil, bazı adamları atması lazım. Bazı olumlu mesajları görüyoruz, sonra uygulamada görmüyoruz, mesaj değil adım görmek istiyor tüm dünya. Biz de Türkiye olarak da şu anda evet insani yardımlarımızı yapıyoruz, trenlerimizi gönderiyoruz, Maarif Vakfı okullarımız açık, iş insanlarımız, firmalarımız halen orada geliyorlar, gidiyorlar, ama tanıma konusunda çok da aceleci davranmıyoruz. Çünkü bu atılması gereken adımları tüm dünya gibi biz de görmek istiyoruz.

Kabil Havalimanı’yla ilgili bizim Katar’la bir mutabakatımız var, yani ortak bir şirket kuruldu. Havalimanı eğer şu anda Taliban yönetimi ile de anlaşılırsa nasıl işleteceğimiz, görev dağılımı dahil Katar’la Türkiye arasında firmalar arasında hiçbir sorun yok, ortak bir şirket de kuruldu, şimdi Taliban'la müzakereler yürütülüyor. Tabi burada bir Taliban yok, Taliban’da farklı görüşler var. Ve Taliban’ın özellikle bizim İstanbul, Doha ve Afganistan’da Kabil’de üçlü bir şekilde yaptığımız görüşmelerde ilettiğimiz teklifler var. Biz doğrusu bu projeyi böyle kar getirici bir proje olarak görmüyoruz, biraz da kalkınma desteği olarak görüyoruz. Özellikle havaalanının açık tutulması stratejik bakımından da önemli, ama Afganistan’a yapabileceğimiz bir destek olarak görüyoruz Katar’la birlikte. Ama sahadaki şartların da veya taleplerin de karşılanması gerekiyor. Şu anda tam anlamıyla bunu gördüğümüzü söyleyemeyiz işin doğrusu, arada bazı farklılıklar var. Yani Türkiye Katar şirketi ile Afganistan’ın geçici yönetimi arasında henüz daha tam bir mutabakat sağlanmadı. O mutabakatın sağlanması konusunda düşüncelerimizi de Muttaki’yle yaptığımız görüşmede net bir şekilde söyledik. Ve buna bizim onlara yaptığımız bir yardım olarak bakmaları gerektiğini, sanki büyük kar elde edecekleri bir proje gibi görmemelerini söyledik. Ayrıca biz sadece Kabil Havaalanı için görüşüyorduk, onların isteği üzerine 3 tane de havaalanını, Mezar-ı Şerif, Kandahar ve Herat Havaalanlarında Kabil’e başlarsak 6’şar ay arayla onları da yönetmeye ya da işletmeye başlayacağımızı söyledik, daha doğrusu mutabakatımıza bunu da koyduk, ama henüz daha bazı detaylarda görüş ayrılığı var.

SORU- Ulusal Kanal, Buse Gençtürk.

Sayın Cumhurbaşkanı, yaptırımları eleştirdi, bu konuda Türkiye’nin tutumu nasıl devam edecek efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Türkiye’nin tutumu başından beri ilkeli, net açık. Yapabileceklerimizi de söylüyoruz, yapamayacaklarımızı da söylüyoruz. Bazı açıklamalarımız ve attığımız adımlar Rusya’yı rahatsız edebiliyor, bazı atamadığımız adımlarda bakıyoruz Batılılar çok bir şey söylemiyor, ama beklenti içinde oluyorlar. Biz de bunları gayet güzel bir şekilde anlatıyoruz, gerek kendi önceliklerimiz bakımından, gerekse yükümlülüklerimiz bakımından.

Örneğin, hava sahasının kapatılması, biz hep ne dedik? Montrö Antlaşması’nın ilgili maddelerini yerine geldiği zaman neyi farklı maddeler farklı konularla ilgili uygulayacağımızı söyledik. Şimdi Montrö Antlaşması’na baktığımız zaman bizim hava sahasını kapatmamız gerekiyor, yani kapatamayız bu hukuki bir yükümlülük, bu anlaşmadan kaynaklanan.

Diğer taraftan, biz yaptırımların sorunu çözmeyeceğine inanıyoruz ve özellikle de masum insanlara yönelik atılan adımları doğru bulmadığımızı da Cumhurbaşkanımız daha önce olduğu gibi, Grup konuşmasında söylediği gibi açılış konuşmasında da veciz bir şekilde anlattı. Türkiye’nin bu konudaki tutumunda bir değişiklik yok.

Teşekkür ederim.

SORU- Sayın Bakan, Fuat Uğur, Türkiye Gazetesi yazarı.

2 sorum var izninizle, gerçi vaktinizde yok ama. Birincisi, artık Türkiye ve siz Ukrayna Rusya arasındaki diplomasi masasındasınız ve dolayısı ile bu soruyu size de yönetiyorum, Vladimir Putin’in pozitif gelişmeler var dediğini biliyoruz. Zelenski de dün bir açıklama yaptı NATO’ya girmeyeceğimi düşünüyorum artık dedi. Pozitif gelişmelerden kastettiği bu mu? Acaba siz bir barış umudu görüyor musunuz? Bu birinci sorum.

İkincisi de, buna bağlı olarak bu görüşme masasında İran nükleer silahlanmasının da olduğu belirtiliyor. Dün Ortadoğu’da ortak zemin arayışı adlı bir panel vardı. Irak Dışişleri Bakanı Fuat Hüseyin şöyle bir şey söyledi: Amerika Birleşik Devletleri ile İran nükleer silahlar konusunda anlaştı yakında açıklayacaklar dedi, bu konuyu teyit eder misiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum. Şimdi tabii savaştan dolayı maalesef herkesi ilgilendiren önemli konularda bile tıkanıklıklar yaşanabiliyor. İşte yaptırıma karşı bazı gelişmeleri diğer taraf engelleyebiliyor, bu nükleer anlaşmada da bunu görüyoruz.

Bundan 1 ay önce nükleer anlaşma konusunda bize gelen bilgilere göre yüzde 95 anlaşmışlardı. Forum başlarken yüzde 99.9’a çıkmıştı bu oran, yani arada tamamen anlaştıklarını söyleyebiliriz. Fakat tabi Rusya’nın burada olumsuz bir tavır takındığını da söylüyorlar, umarım böyle bir tavır olmaz. Çünkü burada yapılacak bir anlaşmanın olumlu etkisi sadece iki taraf için değil, herkes tarafından hissedilecek, yani Rusya da buna dahil. Ama sıkıntılı bir konunun bu kadar sıkıntı yaşarken aşılması bir pozitif atmosfer de doğuracak. Dolayısıyla bu konuda inşallah en kısa zamanda tam mutabakat herkesin desteklediği bir mutabakat sağlanır.

Diğer konuya gelecek olursak, o gün hem Lavrov hem de Dimitro Kuleba’nın da basın toplantılarında ayrı ayrı söyledikleri gibi liderlerin bir araya gelmesi konusunda da biz başından beri çaba sarf ediyoruz. Savaşın başlamasından önce de bu çalışmayı yapmıştık. Prensip olarak Putin bu görüşmeye karşı olmadığını telefonda Sayın Cumhurbaşkanımıza söylemişti. O gün Lavrov da bunu basın toplantısında tekrar etti. Ukrayna tarafı hazır.

Diğer taraftan, kendi aralarında teknik konuda veya bazı konularda ciddi bir müzakere devam ediyor. Belarus’taki toplantılarda, müzakerelerden bahsediyoruz.

Diğer taraftan, tabii başka kanallardan da girişimler var, yani bizim de desteklediğimiz ve yardım ettiğimiz. Dolayısıyla tüm bu kanalların açık olması lazım. Biz burada tarafsız bir ülke olarak doğrunun tarafında olan bir ülke olarak ilkeli tutum sergileyen bir ülke olarak farklılıklarımız olsa da her iki tarafın güvendiği bir ülkeyiz. Sürecin içinde onlar da olmamızı zaten istiyorlar. Bu NATO üyeliği olsun, tarafsızlık politikası olsun, işte Rusça’nın Ukrayna’da resmi dil olup olmaması zaten Anayasa’da var. Yine malum statü konuları var. Kapsamlı bir barış anlaşması olasılığı var. Bazı konularda yaklaşımların olduğunu görüyoruz, yani görüşlerin, tutumların yaklaştığını, anlaşmaya yakın olduğunu biz de takip ediyoruz, görüyoruz. Ama bir an önce, ateşkesi sağlamak lazım. Bazı konular silah altında değil, savaşırken değil, silahların sustuğu bir ortamda sağlıklı bir şekilde müzakere edilmesi lazım önemli konular özellikle, tarihi kararlar da verecekler, vermeleri gerekiyor, yani bir daha bir savaşın yaşanmamasını istiyoruz. Biz bu sürecin başlamasına da özellikle katkı sağladık, teşvik ettik ve bunun da barışla, ateşkeste ve bir anlaşma ile sonuçlanmasını arzu ediyoruz. Bazı konularda gelişmeler olduğu için Putin olumlu gelişme vardır demiştir.

Evet, çok teşekkür ediyoruz, iyi çalışmalar sağ olun.

----- / -----


Atatürk

Pazartesi - Cuma

09:00 - 12:00 / 13:00 - 17:00

Vize başvuruları 05.01.2026 tarihinden itibaren VFS Global tarafından işleme alınmaktadır. Adres: M Floor Derriere Espace Dina, Carrefour Kete Kete, Boulevard Saint Michel, Cotonou/Bénin Web sitesi : https://visa.vfsglobal.com/ben/en/tur
1.01.2026 1.01.2026 Yeni Yıl
8.01.2026 9.01.2026 Dini Bayram (Vodou)
20.03.2026 20.03.2026 Resmi Tatil / Ramazan Bayramı
6.04.2026 6.04.2026 Resmi Tatil / Paskalya
1.05.2026 1.05.2026 Resmi Tatil / İşçi Bayramı
14.05.2026 14.05.2026 Dini Bayram / Hz. İsa'nın Göğe Yükselişi
25.05.2026 25.05.2026 Resmi Tatil / Pentecost
27.05.2026 27.05.2026 Resmi Tatil / Kurban Bayramı
1.08.2026 1.08.2026 Resmi Tatil / Benin Bağımsızlık Günü
15.08.2026 15.08.2026 Resmi Tatil / Hz. Meryem'in Göğe Yükselişi
26.08.2026 26.08.2026 Resmi Tatil / Mevlid Kandili
1.11.2026 1.11.2026 Resmi Tatil / Toussaint
25.12.2026 25.12.2026 Resmi Tatil / Noel